Atam,
Sana verdiğimiz sözü sonsuza kadar tutacağız. Belirli bir hedefe ulaşmak için değil, sürekli daha iyisini gerçekleştirmek için çalışacağız. Bize bıraktığın Türk Cumhuriyetine kastedenlere fırsat vermeyeceğiz.
Huzur içinde yat, ruhun şad olsun.
Cnbc-e’nin dizilerinden biri chuck, rastlarsam izlediğim komedi, casusluk, teknoloji, aksiyon, aşk-meşk(kısaca herşey desek yeridir) öğelerini içinde barındıran bir amerikan dizisi.
Kahramanımız chuck dizinin başında bir görüntü seyrediyor ve bir şekilde yarı bilgisayara dönüşüyor, yeteneklerini her zaman kullanamıyor, tehlike anında (başka ne zaman olması beklenirdi ki, tuvalette bir işine yaramazdı herhalde) yetenekleri ortaya çıkıyor. Bilgisayara dönüşmüyor da görüntüler beynine kaydediliyor gibi birşey o da bu görüntüleri hatırlıyor. Emin değilim, dediğim gibi sürekli izleyicisi değilim.
Konu chuck değil zaten günün birinde bu yol ya da benzer yollarla beynimize kayıt yapabileceğiz, matriksteki ablamın helikopter uçurmayı öğrenmesi gibi…
Konu aslında bunun zaten yapılıyor olması, bir çok şekilde görüntüler ile beynimize kayıt yapıyorlar. Anladınız sanırım televizyondan bahsedeceğim. Bizleri programlamak için her halde daha güzel birşey icat edemezlerdi.
İnsanlar televizyon, gazete gibi araçlar ile programlanıyorlar, belirli davranışları sergilemeleri sağlanıyor. Biraz aklı olan herkes bunların farkına varır.
- Yarışma programları; kazananlar için seviniyoruz, kaybedenler için üzülüyoruz. (Niye ki? bana ne, niye üzüyorsunuz beni, buna ne hakkınız var…)
- Filimler, diziler; aynı şekilde, onların aşk-meşk hayatına kendini kaptıranlar bile var, daha ileri gidip kendi hayatını mahvedenler var. (Aynı şekilde bana ne!)
- Haberler; istedikleri haberleri vererek, istediklerini gizleyip sansürleyerek belirli kişi, kurumlara fayda sağlayanlar. (Bana ne!!!!!)
- Reklamlar.
- Çizgifilmler ile şimdiden çocukları programlıyorlar, kendini camdan atan var. Hayır onun akılsızlığı falan değil, bu bir programlama aracı, ve en taze beyinde kendisini gösteriyor.
Tek tek saymak istemiyorum. Televizyonun kötü taraflarını görüyor ya da sayıyor değilim, programların insanları nasıl etkileyip, duygularını, düşüncelerini etkilediklerini göstermek istiyorum. Yoksa belgeseller, tartışma programları, müzik, haberler. Bunların faydaları, zararları gibi saymakla bitmez.
Asıl söylemek istediğim giderek televizyona bir programlama aracı gözü ile baktığım. Programcı olmanın bir getirisi belki de. Bu arada kitleleri programlamaya yarayan araçlarından biri de okul, ama o başka bir yazının konusu. İnterneti bunlardan biri olarak görmüyorum çünkü özgürsünüz, alacağınız bilgi birilerinin(televizyon patronlarının, program yapımcılarının) değil sizin kontrolünüzde. Evet, televizyonun kumandası var fakat ben kendi ebeveynlerime, akrabalarıma, arkadaşlarıma, engel olamıyorum. Gerisini siz düşünün.
Beyninize hangi tür programlar yüklediklerine dikkat edin. Bir sabah uyanır, mavi bir ekran ile karşı karşıya kalabilirsiniz.
Not: Yazıyı tekrar okudum da, ne kadar çok parantez kullanmışım.
Bu iş, yani yazılım işi, çok stresli aslında. Çoğu zaman başkasının çözemediği ya da uğraşmak istemediği bir problemi getirip kucağınıza verirler, diğer bir tabirle kitlerler, ve sizden belirli bir sürede çözmenizi isterler.
Programcının asıl yeteneği problemler karşısında nasıl bir tavır takındığı ile ortaya çıkıyor. Programcılar problemleri nasıl çözer bakalım.
- Bir kısmı hemen ustasını arar ve çözümü öğrenir, itiraf etmek gerekirse en kolayı budur, fakat bir müddet sonra ustanız telefonlara çıkmamaya başlar.
- Bazıları hemen üye oldukları forumlarda, gruplarda konu açar, yardım ister.
- Yeterince zeki olanlar internette araştırma yaparlar, benzer problemi birileri başka bir yerde çözmüş olabilir.
- Çok zeki olanlar oturur probleme kendileri bir çözüm geliştirir.
- Aşmış olanlar problemi çözmez kendi haline bırakırlar, problemin çözümü zaman içerisinde kendiliğinden gelir.
Açık söylemek gerekirse bunların hepsini yaşadım. Hepsinin kendi içinde avantajları ve dezavantajları var. Yazmak istediğim asıl şey problem çözülemediğinde olanlar, diğerleri ne yapıyor bilmiyorum ama ben başlangıçta yemeden, içmeden kesiliyordum. Aklım probleme öyle bir takılıyordu ki uyuyamıyor, sürekli problemin etrafında dolanıp duruyordum. Bu arada çoğu zaman problemden uzaklaşınca çözümü bulduğum oldu, etrafta mal mal dolanan bir programcı görürseniz onun çalışmadığını zannetmeyin.
Bu oluşan stresle başa çıkmak için rahatlamak çok önemli, bir programcıya asıl öğretilmesi gereken bütün o kod, mantık yığınlarından önce nasıl rahatlayabileceği. Birçoğunun hobilerinin olması bu yüzdendir, dikkat edin yazılım işi ile uğraşanların çoğunun bir hobisi vardır, herhalde olmayanlar da sigara içerek rahatlıyorlar diye düşünüyorum. Ben de hobisi olmayanlar içinde idim fakat son 1,2 yıldır kendi rahatlama yöntemimi buldum, üstelik şans eseri, o zamandan beri eskisi kadar stresli değilim artık.
Benim yöntemin adı aikido, dojoda 1 saat boyunca ne problem kalıyor ne başka birşey, öyle ki uyuşturucu ya da alkol gibi bünyede bağımlılık etkisi yaratıyor. Bütün düşünebildiğiniz aynı hareketi milyonuncu defa da olsa düzgün yapabilmek, sağlığa faydaları da cabası. İlkin seyretmeye gittiğimde çok fazla el, kol ile uğraşıyorlar diye düşünerek başlamaktan çekinmiştim, kırık bir parmak ile kod yazamazdım herhalde, fakat düşündüğüm kadar riskli ve korkutucu değilmiş.
Aslında çalıştığınız yer ve kişiler çok önemli, ehil olmayan ellere kendinizi teslim etmeyin. Ben şanslıydım daha önce hiç araştırma yapmadığım halde iyi yere ve hocalara düştüm.
Aikido’nun diğer yararlarını uzun uzun anlatmak istiyorum fakat anlatmak ile bitmeyeceği için arasıra yazmak en güzeli, hem yine çok uzattım, ne diyordum? Rahatlamak çok önemli. Umarım kendi yönteminizi bulursunuz.
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Kas | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |